İşe Daha Mutlu Gidebilmenin Anahtarı: İş’te Anlam
Her sabah işe hevesle gittiğiniz bir senaryo hayal edin; yatağınızdan söylenerek değil, günün getireceklerini merak ederek kalktığınız bir sabah... Çoğumuz iş başvurularında bulunurken tam olarak bunu hayal ettik. Ancak bugün maaşı iyi, yan hakları tatmin edici olsa bile sabah saatlerinde otoyollar işine mutsuz giden insanlarla dolu.
Peki neden? Herkesin mi maaşı yetersiz, tüm çalışma ortamları mı kötü, yoksa hiçbir iş tatmin yaratamaz mı?
Bir iş ilanını değerlendirirken nelere dikkat ediyorsunuz? Maaş, lokasyon, yan haklar... Peki yapılacak iş sizde bir amaca hizmet ettiği hissini uyandırıyor mu? İlanları incelerken bu boyuta hiç bakıyor muyuz? Toz pembe bir pencereden konuşmak istemeyiz, bugün bir iş bulmanın, bir ücretle ödeme almanın önemini ve zorluğunu biliyor ve sizleri anlıyoruz fakat sizinle aynı pencereden baksak bile daha uzaktaki bir alana odaklanıyoruz. Yaptığınız işe sağlıklı ve mutlu devam edebilmek için gereken bir noktaya. Yapılan işin, çalışanda bir anlam yaratmasına çeviriyoruz gözlerimizi…
İşte Anlama.
Anlam kelimesini altı boş bırakmak istemeyiz. İşte anlam endüstri ve örgüt psikolojisi literatüründe bir bireyin mesleki faaliyetlerine yüklediği değer, bu faaliyetlerin kişinin benliği ve yaşam amacıyla kurduğu bağ ve emeğin ortaya çıkardığı etkiyi algılama biçimidir. Bu doğrultuda işte anlam 3 temel psikolojik mekanizma ile incelenebilir:
Zihinsel Boyut: Bireyin yaptığı işin mantığını, hedeflerini ve şirket/ toplum içerisindeki yerini net bir şekilde görebiliyor olması.
Motivasyonel Boyut: İşin, kişinin kişisel yaşam hedefleri ve temel değerleriyle örtüşen bir hedef doğrultusunda ilerliyor olması.
Varoluşsal Boyut: Yapılan işin salt bireyin kendisine değil, diğer insanlara veya topluma somut bir fayda sağladığına dair inanca sahip olunması.
Neden İş’te Anlama İhtiyaç Duyarız?
İşte anlam bulamama çalışan tarafından oldukça farklı boyutlarda deneyimlenebilir. Bazen işin anlamlı olması insanın varoluşsal ihtiyacını, verdiği emeğin karşılığını görmesini sağlar bazen de Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki kendini gerçekleştirme boyutuna işaret eder. Öte yandan işin anlamsızlığı çalışana sadece can sıkıntısı yaratmakla kalmaz. Zihinsel, fiziksel bir tükenmişlik ve aşınma sürecini de başlatabilir. Saatlerimizi harcadığımız işimizin anlamsız olduğu düşüncesi, ortaya çıkarttığımız ürünün yaşadığımız dünyada bir etkisi olmadığını düşünmek çalışana derin bir suçluluk, yetersizlik hissi ve boşluk duygusu olarak geri dönebilir.
İşte anlamsızlığın etkilerini kurumsal bazda genişlettiğimizde ise karşımıza parçalanmış psikolojik güven, motivasyon düşüklüğü ve işten geri çekilme davranışı çıkabilir.
İşinizi sadece yapılan bir şey olmaktan çıkarıp, kendinizi ifade ettiğiniz bir alan haline dönüştürmek maalesef ki tek taraflı bireysel çaba ile mümkün olmayabilir. Çalışma hayatınızda temel haklara, güvenliğe ve katılım hakkına sahipseniz masanıza oturduğunuzda işinizin anlamını düşünmek ve bulmak sizin için daha sürdürülebilir olacaktır.




