top of page

Psikolojik Güvenliğin Boyutları ve Güvensizliğin İş Hayatındaki Yansımaları

2 Eki
3 dakikada okunur

Naif pozitif bir resim çizerek psikolojik güvenlik herkesin birbiri ile iyi geçinmesi ve yapay bir nezaket döngüsü olarak düşünmemek gerekir. Psikolojik güvenlik, fikir ayrılıklarının ve zorlu tartışmaların dürüstçe yapılabilmesi, yüksek hedeflere koşarken hata yapıldığında dürüst olabilme rahatlığı, sorunları erkenden bildirerek sorumluluk alma cesareti olarak iş yaşamındaki hareketlere yansımalardan oluşur. Psikolojik güvenliği daha iyi algılamak için gelin birlikte Timothy R. Clark’ın 4 aşamalı psikolojik güvenlik modeline bakalım:


  • Dahil Edilme Güvenliği: Olduğu kişi ile ekipte kabul edildiğini hissetme ve ait olma ihtiyacının karşılanmasıdır. Örneğin, yeni çalışmaya başlayan ekip üyesinin, ekibin kendi arasında kullandığı şaka dilini anlaması için iş arkadaşlarının destek vermesi.

  • Öğrenme Güvenliği: Hata yapmaktan, soru sormaktan veya geri bildirim almaktan çekinmeden öğrenme sürecine katılabilmedir. Örneğin, bir stajyerin yeni öğrendiği CRM yazılımıyla müşterilere yanlış bir e-posta göndermesi üzerine yöneticisinin ona yeni öğrendiği için bu hataların normal olduğunu hatırlatıp, doğru kullanımı öğretmesi.

  • Katkı Sağlama Güvenliği: Kendi yetenek ve uzmanlığınızı korkusuzca kullanarak değer üretme ve inisiyatif almayı içerir. Örneğin, bir mühendisin organizasyonel süreçte bir planlama eksikliği gördüğünde üstlerine bildirip eksikliği düzeltebilmesi için alan açılması.

  • Meydan Okuma Güvenliği: Statükoya, mevcut iş yapış biçimlerine veya otoriteye, misilleme korkusu olmadan itiraz edebilmektir. Örneğin, bir çalışanın tam da bitmek üzereyken projedeki bir eksikliği, yöneticisinin eksik görmediğini bildiği halde kendi görüşleriyle anlatmaya çekinmemesi.



Çalıştığımız ortamın ikliminin özelliklerini fark etmek maalesef ki resmi el kitaplarında yazılanlarla yürütülebilecek bir süreç değil. Bunun nedeni, içinde bulunduğumuz iklimin bir ofise ya da toplantı odasına girildiğinde havada asılı kalan görünmez hislere benzemesindendir. Kapılar kapandıktan sonra insanların tekrarladıkları davranışlar o kurumda hâkim olan iklim ve güven ortamı hakkında ipuçları sağlayabilir. Örneğin:

  • Bir toplantı odasında güvensiz ortamlarda yalnızca en kıdemli kişi konuşur, diğerleri fikrini belirtmekten çekinir oysaki güvenli ortamlarda söz hakkı herkes için sağlanır, itirazlar ve farklı fikirler ortamın doğal çıktıları olarak görülür veya hata anlarında güvensiz ortamlarda bir suçlu aranırken güvenli ortamlarda odak sürecin çözümüne ve iyileştirilmesinde tutulur.


  • Güvensiz ortamlardan nasibi alan bir başka alan da soru sorma davranışlarıdır. İnsanların bilmediğini sakladığı, soru sormanın yetersizlik olarak görüldüğü veya mizahi ögelerin iğneleyici olduğu, pasif-agresif tutumların kendilerini gösterdiği ortamlar da yine güvensizliğin işareti olabilir. Bunun aksine güvenli ortamlarda koridorlar ve toplantı odalarının birbirinden farkı olmaz, soru sormak gelişmek için fırsat olarak görülür ve sorular doğru üslupla geliştirici olmak amacıyla yanıtlanır.


Güvensiz bir iklimin çalışanın kendisinde de görebileceği bazı çıktılar mevcuttur.

Örnek olarak bedeninizin gösterdiği mide krampları, boyun ve omuz kaslarında sertleşmeler, konuşurken çatallaşan sesler, sizi yoran aşırı tetikte olma hali ve enerjinin tükenmesi gösterilebilir. Buna karşılık güvenli ortamlarda bedeniniz rahatlar, yaratıcılığınız desteklenir, ses tonunuz sizi rahatsız etmez, düşüncelerinizi açıklamak veya savunmak sırtınıza bırakılan bir yük gibi hissettirmez.




Peki siz de bu duyguları yaşıyor ve güvensiz bir çalışma ortamında bulunduğunuzu düşünüyorsanız neler yapabilirsiniz? Öncelikle belirtmemiz gerekir ki bu yazıyı kaleme alırken en büyük temennimiz okuyan hiç kimsenin çalıştığı ortamı güvensiz olarak görmemesiydi. Fakat gerçek hayat dinamikleri bizlere her zaman olumlu çıktılar sunmayabilir. Çalışılan örgüt güvensiz bir iklime sahipse bu ortamla mücadele etmek ve yıpranma etkilerini azaltmak için yapabilecek bazı önerilerimiz mevcut:


  • Durumu Rasyonelleştirmek: Güvensiz çalışma ortamları, çalışanlarda bir yetersizlik hissi uyandırabilir. Bu hisle karşılaşıldığında sorunun sistematik olup olmadığını değerlendirmeliyiz ve gerçekliği kontrol etmek için kurum dışından meslektaşların ya da arkadaşların görüşlerine başvurarak objektif bir şekilde dış gözle bakabiliriz.

  • Sınırları Çizmek: Güvensiz bir iklimde sınırları çizmemek, sizi sınır ihlallerine daha açık hale getirebilir. Özellikle kriz anlarında yazılı iletişime başvurun, sözlerin kolayca unutulduğu bu durumlarda yazılı iletişim en güçlü koruyucu olabilir. Enerjiyi sadece iş çıktılarına çevirmek de sizleri kulislerden ve dedikodudan koruyabilir.

  • Ayrılma Stratejisi Hazırlamak: Güvensiz bir iklimle sonsuza kadar baş etmek çalışanı oldukça zorlayabilir. Gerçekçi bir işten ayrılma stratejisi belirlemek sizi bu zorluklardan çıkarmak için anahtar görevi görebilir. Gerçekçi bir uzaklaşma stratejisi çalışana kontrol hissi sağlayabileceği gibi, güvensiz iklimin yarattığı sorunlardan etkilenme şiddetini de azaltabilir.


Eğer işe gitme düşüncesi bile psikosomatik belirtiler, panik ataklar, fiziksel sorunlar ve uyku bozukluklarına sebep olmaya başladıysa ve çalışma ortamınızın size ciddi bir zarar verdiğini fark ederseniz bir ruh sağlığı çalışanından destek almak faydalı olabilir.

 

 

 

 

 
 
bottom of page